MUAMMA
benden sana çok yol var ağaçlar kalp ağrısı
sadakat dediğin havuzda bir yaprak sarı mı sarı
başka dilde bir şey bu devrik cümlem ana dilim
bende duyup sende söylediğim
diyelim bir okul dağıtmış karneleri hâl ve gidiş berbat
bir yolum sana çıkıyorum kar yolları kapatmış
Kuzey mi desem Doğu mu yönümü şaşıralı çoktan
o gün bu gün havada daireler çizen bir kuş
çatımda konaklıyor her akşam
senden aşağısı çıkmaz sana gelsem trafik yoğun şehrin caddeleri
üstüme üstüme farlar neonlar
çocuklar mı acıkmış masada solgun bir gül
senli bir ayna hangi pencereye baksam
necatigil’den bu yana bütün evler akrabam
mülk yok ten solgun canım dar
balkonda bir saksı ve kurumuş sardunyalar
alyuvarlarım azalmış solgunluğum bundan
yazdan çıkmış da kışa girmemiş gibi
bir muammayım kendime bir geçit
istediler verdim boynum ellerim ruhum
onlarındı kimdiler hiç bilmedim
bu kemer Tanzimat’tan Cumhuriyet’e
sık sık nereye kadar gövde tükendi
bak muamma dedim şimdi kızarlar
uzun kara bıyıklı Türk erkekleri
kısa güne kârdır diye karanlığı saklarlar
uzun boyluydu babam ve bıyıklı ve kara
ama kızmazdı kelimelerim ortalığa saçıldığında
annemse yazılmamış bir romanın yaşayan kahramanı
ben bu yüzden çok şaşırdım hayata çıktığımda
toparlan ve sakla kendin olan ne varsa
içimi bir ağaca döktüm denize girdim hayat
böyle bir şey olmalı sözünü ilk ona söyledim
bir de sana kalp ağrım şimdiki zamanım
ve öncem sonram kundağım ve kefenim
baktım olmuyor dünya ikimize az
sana kendimde bir oda verdim
kulakları çınlasın Virginia
kendine ait bir oda, dediğinde sandık ki duvar kapı menteşe
yokmuş hayalmiş evler istim üstünde
mülküm bedenim seni sevdikçe çoğalıp genişledim
uzun muydun bıyıkların var mıydı kara
adın mıydı ben yokken sen
kimdin sevgilim?
benden sana çok yol var çıkarsan kaybolursun
adını unuttuğunda kapımı tıklat
varlığım vardığındır, orda seni bulursun
kim çözer aramızda git gel bir muamma
çözülmedik bir şey kalsın ortada
adını biz verelim bizden olma
bir şey, dönüyor, sevgilim, adı Dünya
Çiğdem Sezer
Kitaplık Eylül 2010